Beyin Anevrizması (Baloncuk) ve Beyin Zarları Arasında (Subaraknoid) Kanama TEDAVİ

Anevrizmaya bağlı beyin kanamasında tedavi nedir?

Anevrizmanın tedavisine karar verirken kanama olup olmadığı çok önem taşır. Eğer bir anevrizma kanamışsa mutlaka tedavi edilmelidir çünkü tekrar kanama riski çok yüksektir ve tekrar kanama olduğunda ölüm ve ciddi felç riskleri %60-80’e ulaşmaktadır. Bu hastalarda cerrahi veya endovasküler tedavinin yanında, kan basıncından tutun da kafa içi basıncına, kalbe ve akciğere kadar diğer birçok organ fonksiyonlarının da düzeltilmesi gerekmektedir. İşte bu yüzden ameliyat öncesi yoğun bakım büyük önem taşımaktadır. Hangi hastaya hangi tedavinin uygulanacağına hasta bazında karar verilmelidir. Hasta için en iyi tedavinin hangisi olduğuna anevrizmanın yeri, boyutu, şekli ve hastanın yaşı, genel durumu, beklenen yaşam süresi gibi bilgilere bakılarak karar verilir. Anevrizma boynunun kliplenmesi beyin cerrahları tarafından yapılır. Hastanın kafatasında bir delik açılarak beyin damarlarına ulaşılır. Bir mikroskop eşliğinde beyin damarları takip edilerek anevrizma bulunur. Genellikle titanyumdan yapılmış bir veya daha çok metal klip (mandal, Yaşargil anevrizma klibi) anevrizmanın boynuna yerleştirilir. Bu sayede anevrizmanın içine kan dolması ve tekrar kanaması engellenir. Cerrahi mikroskop ve mikro cerrahi teknikle ameliyat sonrası ölüm ve ciddi sekel oranları önemli ölçüde düşmüştür.

Endovasküler tedavi daha az invaziv bir yöntemdir ve genellikle girişimsel nöroradyologlar tarafından yapılır. Kafatası açılmadan kasıktan anjio yapar gibi yapılan bir tedavidir. Koiller yani baloncuk içine yerleştirilen platin sarmallar kullanılmaktadır. Temel amaç baloncuğun içini doldurarak ve içinde pıhtı oluşturarak damar içinde akan kanın baloncuğa girmesini engellemek ve baloncuğun bir daha kanamamasını sağlamaktır. Hastanın kasığından sokularak damar boyunca ilerleyen plastik bir tüp (kateter), beyindeki anevrizmaya kadar iletilir. Baloncuğun merkezine ulaşıldığında kıl kalınlığında ve yay şeklinde platin tel (koil), tüp içerisinden baloncuğun içine anevrizma tamamen doluncaya kadar yerleştirilir. Sarmal her aşamada bu işlem sırasında kullanılan anjiografi cihazı tarafından izlenebilmektedir. Hastaların işlem sonrası ölüm veya sekel riski bir senelik döneme bakıldığında tedavi edilmemiş hastanın tekrar kanama ve ölüm riskinden çok azdır ve bu risk açık beyin ameliyatı ile baloncuğa metal klips takılmış hastalarınkinden daha azdır. Söz konusu tedavi 1990’lardan beri dünya çapında yüzbinlerce hasta üzerinde büyük bir başarı oranı ile uygulanmaktadır.

Kanamamış anevrizmalar nasıl tedavi edilmelidir?

Günümüzde BT, MR ve bu cihazlarla yapılabilen anjiyografinin artması sonucunda anevrizmaları kanamadan teşhis oranları yükseltmektedir. Özellikle ailede subaraknoid kanama öyküsü olan kişilerde bu inceleme yöntemleri sıklıkla kullanılmaktadır. Kanamamış anevrizma olgularında tanı konulduktan sonra tedavi yöntemi olarak cerrahi tedavi, endovasküler tedavi veya izlem seçenekler arasındadır. Anevrizmanın yeri ve büyüklüğü önemli iki kriter olarak değerlendirilmiştir. Daha önce subaraknoid kanama geçirmemiş ve 7mm altındaki anevrizmalarda kanama riski yıllık % 0.1 olarak bulunmuştur. Beynin önünde yerleşen baloncuklarda (ICA, MCA ve ACA anevrizmalarında) kanama riskinin daha düşük, beynin arkasında yerleşen baloncuklarda (posterior sirkülasyon ve PCoA anevrizmalarında) ise daha yüksek olduğu gösterilmiştir. Kanamamış anevrizmalarda tedavi yerine izlem seçeneği çeşitli sorunları da beraberinde getirebilir. Beyninde anevrizması olduğunu ve tedavi edilmediği bilerek yaşayan hastaların yaşam kalitelerinin düştüğü gösterilmiştir. Kanamamış anevrizması olan bir hastayı tedavi etme kararı verildiği zaman karşımıza çıkan soru "hangi yöntem" olmaktadır. Hastanemizde hangi hastaya hangi tedavinin uygun olduğuna beyin cerrahları ve radyologlardan oluşan bir konsey tarafından karar verilmektedir. Her hastamıza en uygun tedavi yapılmaktadır.

Tarfımızca yapılmış bir anjiografide (DSA)

Hastamızı genellikle tomografi masasına kitleye en kolay ulaşabileceğimiz şekilde yüzüstü, yan veya sırtüstü olarak yatırıyoruz. Tomografi ile görüntüler alarak hem kitlenin boyutlarını tekrar değerlendiriyoruz, mesela küçülen bir kitlede biyopsiden vazgeçebiliyoruz hem de kitlenin yerini işaretliyoruz. Lokal anestezi ve damardan verilen gevşetici ilaçlar sayesinde hastamız ağrısız çok rahat bir işlem geçirmektedir. Biyopsi sırasında özellikle iğne içerdeyken öksürmemenizi öneriyor ve BT cihaz ile görerek iğnemizi nodül içine yerleştiriyoruz.

Özellikle akciğer biyopsilerinde akciğer zarını 1 kere delmek için kullandığımız biyopsi iğneleri dış iğne ve onun içinden geçirilen daha ince iç iğne sisteminden oluşur. Bu şekilde daha fazla numune elde etmek için akciğer zarı bir kez delinmiş olur. Ayrıca bu sayede işlem sonrası akciğer zarları arasına hava kaçması gibi bir durum olduğunda dış iğneyi dışarı çıkartmadan dış iğneden tüm havayı boşalttığımız ve tüp takılmadan biyopsi işlemi atlatan birçok hastamız olmuştur.

Kontrol tomografi çekimleriyle kanama veya akciğer zarları arasına hava kaçması gibi istenmeyen durumlar oluşmadığından emin olunduktan sonra biyopsi işlemine son veriyoruz. İğne çıkartıldıktan sonra yapılan küçük bandaj 24 saat sonra çıkartılabilir ve rahatlıkla duş alabilirsiniz.

Yukarıda bahsettiğimiz gibi biyopsi hastalarının yaklaşık %20’sinde akciğer zarları arasına hava kaçması görülebilir. Ancak tüp takılıp bu havanın boşaltılması gereken durumlar %5 den azdır. Kanam ve kanlı balgam daha az oranda ortaya çıkar ve genellikle birkaç saat içinde kendiliğinden durur.

Akciğer biyopsisi sonrası bu nadir görülen riskler nedeniyle hastamızın güvende olması amacıyla genelde 1 gece hastanede kalmanızı öneriyoruz. Bu sırada tansiyon, nabız ve solunumunuz ölçülmekte olası bir kanama veya akciğer zarları arasına hava kaçışı erken tespit edilmektedir. Aynı amaçla gerekirse kan tahlilleri veya akciğer filmi çekilebilmektedir. Biyopsiden 2 saat sonra her şey yolunda ise yemek yemenize izin veriyoruz.

Akciğer hastalıklarında hızlı ve kesin tanı


Copyright © 2016 Seta Ajans. All Rights Reserved.

Back to top